20 Ocak 2011 Perşembe

Hayallerinizin Bittiği Yerde Bizim Gerçeklerimiz Başlar

TOKİ başkanı çıkmış rahmetli başkan Canaydın'a giydirdikçe giydiriyor. Sanki lise hocası da sınıfı azarlıyor. Ne bekliyordu acaba? Tribünlerin susup, boyunları büküp, "padişahım çok yaşa" demesini mi? Galatasaray taraftarının yapılan stad karşılığında iktidara biat edeceğini düşünenler fena yanıldı. Galatasaray'ın cebinden bir kuruş çıkmadığı yalandır. Devlet, Ali Sami Yen arazisi karşılığında bu stadı yapmıştır. Proje kapsamında klüp eski stad ve arazisi üzerindeki tüm haklarından vazgeçmiştir ve devlet bu alışverişten kar etmiştir. Kaldı ki devletin harcadığı para da vatandaşın cebinden çıkan paradır. Kimse bu stadı babasının malı sanmasın.
Adnan Polat da dahil bunlara. Ne ara klübün tapusunu aldı da protestocuları stada sokmama hakkını kendinde buluyor? Devir demokrasi devri arkadaş. Herkes padişah maşallah...
Protestoya katılanlar için "bir kısım taraftar" diyenler stadın tamamına yakınının protestoya katıldığını görmemişler mi acaba? Bi zahmet açıp tekrar izlesinler görüntüleri. Neymiş efendim olay örgütlüymüş... 25000 bilet davetiye olarak dağıtıldı. En büyük taraftar grubu ultraAslan Adnan Polat'ın yanında (neden acaba???) yer alıp stadda protestocuları susturmaya çaba sarf etti. Kim yapacak organizasyonu? Güldürmeyin adamı.
Hem memlekette örgütlü protesto yapmak suç mu? Taraftar adam mı öldürdü, dükkan camı mı indirdi hadi hepsini geçtim küfür mü etti? Organize ıslıklamanın neresi suç? Savcılık neye dayanarak inceleme başlatıyor? Memleket demokratikleşiyordu en son noldu? Protestosuz demokrasi mi olur? Tramvay demokratlığı ile anca bu kadar demek ki.
Galatasaray camiasından itaat bekleyenler bu vesile ile hayallerinden uyanıp gerçekler ile yüzleştiler. Güzel oldu...

25 Eylül 2010 Cumartesi

Vinnie Jones

1986-89 Wimbledon
1989-91 Leeds United
1990-92 Sheffield United
1991-93 Chelsea
1992-98 Wimbledon
1997-99 Queens Park Rangers
1998 Lock, Stock and Two Smoking Barrels
2000 Snatch
2000 Gone in 60 Seconds
2001 Swordfish
.
.
.

Best of George Best

I used to go missing a lot - Miss Canada, Miss United Kingdom, Miss Germany

I've stopped drinking, but only while I'm asleep


In 1969 I gave up women and alcohol; it was the worst 20 minutes of my life


I spent a lot of money on booze, birds and fast cars. The rest I just squandered


I never went out in the morning with the intention of getting drunk. It just happened


A reporter called Sue Mott while taking Best's phone number said: "God, do you realise half the women in the world would pay good money to get that number" Best: "Half the women in the world have got it"


I once said Gazza's IQ was less than his shirt number. He asked me: 'What's an IQ? (on Paul Gascoigne)


He cannot kick with his left foot, he cannot head a ball, he cannot tackle and he doesn't score many goals. Apart from that he's all right. (on David Beckham)

8 Eylül 2010 Çarşamba

İddaalı Bir Gün

Dün gene iddaalı bir gündü benim için. Gün boyu yaptığım uzun araştırmalar sonucu kuponumu hazırladım ve gidip bayiden oynadım. Kuponu elde tutmak ayrı bir keyif veriyor insana, imkan varsa bayiden oynamayı tercih ediyorum.

Sonradan farkettim ki Bosna-Fransa maçında Bosna dememe rağmen kupona kodlarken Fransa'yı kodlamışım. Üzülüyorum söyleniyorum evin içinde. İşin ucunda tam 77,64 TL var. Harca harca bitmez:) Derken babam söylenmelerimi duydu. Sordu, ben de anlattım olayı. Lafı yapıştırdı tabi hemen: "Her kuponun tutuyordu zaten, bir bu yatacak değil mi?". Kurudum kaldım tabi haliyle.

Kupon mu ne oldu? Bi tek Fransa maçı tuttu:)

7 Eylül 2010 Salı

Olta

Biliyorum acıktın balık kardeşim. Karşındaki solucan da parıltılı geldi sana haliyle. Peki hiç düşünmüyor musun bu içindeki iğne ne diye? Amaç gerçekten de seni beslemekse niye iğnesinden çıkarıp atmadılar sana solucanı? Niye inatla iğneyle beraber attılar önüne? Buna rağmen senin "solucan da solucan" inadın niye? Sen iğneyi yuttuktan sonra bi daha kim niye solucan atsın sana? Anlayana ...

4 Eylül 2010 Cumartesi

İlahi Adalet

İspanya 80 - 72 Yunanistan
Küçük hesaplarla uğraşmanın ibretlik sonu

3 Eylül 2010 Cuma

Çifte Zafer


Referandumda Hayır pankartı açan öğrencilere güvenlik güçleri müdahele etsin, federasyon başkanı çıkıp başbakana 12 Eylül'de çifte zafer temenni etsin.. Ne demokrat memeleket olduk yahu

31 Ağustos 2010 Salı

Kader Keita

Sinirlerine hakim olma konusunda sıkıntısı var Keita'nın. Kırmızı kart yeme potansiyeli yüksek bir oyuncu. Nouma gibi bassın tokadı canımı yesin o ayrı ama Keita tabiri caiz ise o kadar "delikanlı" değil. Darbe almadan yere yığılan topçu modelini sergilediği an silindi kulübün gözünde.

Keita 2001-2002 sezonunu Birleşik Arap Emirlikleri'nde, 2002-2005 sezonlarını Katar'da geçirdi. Al-Sadd klubü eski oyuncusuna Galatasaray'ın verdiği paranın iki katını verince de eski kulübüne dönmek istedi Keita. Oynamak istemeyen oyuncuyu iyi bir teklif de gelmiş ise elde tutmayacaksın. Taksitle aldığı adamı peşine sattı kulüp. Adamın vizyonunda iyi bir ligde oynayayım kendimi göstereyim yok. Göndermekle en doğrusunu yaptı Galatasaray.

Galatasaray'ın Kadro Kalitesi #2


İlk kadro Galatasaray'ın Karpaty Lviv maçındaki ilk onbiri. İkinci kadro ise sakatlar düzelirse (ihtimal vermiyorum) ideal onbir. Defansın sağında Sabri ne kadar yaptığı ortalar ve çektiği şutlar ile gönlümüzü fethetse de Avrupa maçlarında bile fazlası ile idare edebilecek bir oyuncu. Servet yerine Hakan Balta göbeğe geçip Insua solda oynayacak gibi. Sakatlık durumuna göre defans dörtlüsünde rotasyon imkanları fazla.

Asıl değişiklik orta sahada. Kazma Ayhan, Barış, Sarp üçlüsü yerine Cana, Misimoviç, Elano gelicek. Sağda ise Serdar yerine Pino. Serdar'ı da dahil edersek dört kazma orta saha oyuncusu yedek kulübesi için yeterli.

Forvett Baros'un sakatlığı durumunda Batdal tek başına takımı kaldıramayabilir. Forvet takviyesi gerekli gibi duruyor.

Bu kadro forvet takviyesi ile lig ve Avrupa Ligi (devam edebilseydik) yeterli. Bundan sonrası yönetimin becerisine kalıyor. Lviv'in 2005 lig 2.liği ve Ukrayna Kupası yarı finali dışında herhangi bir yerde bir başarısı yok son on yılda. Kadrolarının Galatasaray'dan daha iyi olduğu iddaa edilemez. Lviv'e kadro yetersizliği sebebi ile elenmedi Galatasaray. Ukrayna ligi başlayalı 2 ay oldu. Lviv oyuncuları yetenekli olmasalar da koşup mücadele ediyorlar. Galatasaray'ın ise sahada yürümeye mecali yok. Kadronun yarısı sakatım diye oynamıyor. Bu Galatasaray'ın son bir kaç yıldır görünen hastalığı. En formda olduğu dönemde bile biri sanki 70. dakikada takımın fişini çekiyor. Bu takımın sağlık ekibi ve kondisyonerleri ne işe yarar onu sorgulamak lazım. Koşmayana ekmek yok bu devirde. Pele'nin büyük oyuncu olduğu dönem kapandı. Ayakta duramayan adamın adı Arda da olsa Hakan Balta da olsa kar etmez, alırlar elinden Avrupa biletini.